Üyelik Girişi
Site Haritası
Yazarlarımız
Andırın/Kahramanmaraş
Köşe Yazarları
Profesyonel Destek
Reklam


Sitemize ücretsiz reklam verebilirsiniz.. 20 gün içinde başvurursanız 3 ay boyunca ücretsiz reklam alanından faydalanabilirsizniz.. Bize ulaşın reklamınızı yayınlayalım...
SÖZLERİMDEN SEÇMELER


1
Acep kalmak mecbur mudur bu yabancı dünyada
Nice dilber döküldü, bu aşikâr hülyada…

2
Görünür hem uzaktan benim kârım leş gibi
Ol yakından bilmezsin yayılır güneş gibi.

3
Gider elim Mevla’ya, görünmezde dağ yıkar
Ne zaman hata yapsam O benim kalbim sıkar.

4
Bir güneştir doğacak karanlıkla doyacak
Zaman düze dönecek haklı haksız olacak…

5
Mevla’m yâr diye O maşuku mu seçmiş
Ben maşuku bulalı on beş asır mı geçmiş.

6
Yâre yakın olanı semadan indirirsin
O gelince üceden sen bana bildirirsin.

7
Bu zamanda görünür o zamanda yaşarım
Nicesi nâra koşar işte buna şaşarım…

Batıl Geldi Hak Zail Oldu

Batıl Geldi Hak Zail Oldu

 

Hak ile batıl gece ve gündüz gibi net çizgilerle ayrılır. Buna rağmen gün doğumuyla gün batımında bir geçiş hali vardır. Bu başlığı okuduğunuzda hemen aklınıza bunun tam tersi olan “hak geldi batıl zail oldu.” Sözü gelmiş olmalı. Gerçekte hakkın yok olma süreciyle batılın yok olma süreci birbirlerinden farklıdır. Bu dünyada önce hak vardı. Âdem ile başlayan peygamberlik insanlığın bu davaya hak ile başladığının bir kanıtıdır. O halde önce hak üzerine batıl musallat olmuştur. Ne zaman ki batıl, hak üzerinde zorba olur o zaman Allah hak ile bir elçi gönderir. Bu durumda hak gelir batıl zail olur.

Görüldüğü gibi hak yavaş ve çekingen bir şekilde batıla dönüştürülür. Ancak hak batıl üzerine yavaşça inmez. Bu hakkın gelişi bir anda olur. Genelde peygamberler ile hak gönderilir. Batıl hak üzerinde, bir kuvvetli ağacın içindeki kurtçuk gibidir. Batıl kurtçuğu hak ağacı içerisinde yavaş yavaş ancak kararlı bir şekilde ilerler. Hak, sahip çıkılmadığında kesinlikle yok olmaya mahkûmdur. İnsanlık tarihinde yüz yirmi beş bin peygamberin varlığından bahsedilir. Bu da bize hakkın yüz yirmi beş bin defa zail olduğunu gösterir. Aynı rakam batılın yok olma sayısını da verir. Hak zorba ve cahil insanların elinde yok olur. Genelde çözülme tabandan başlar. Ancak bu çözülme tabandan üst seviyelere doğru hızla artar. Sonunda makamlar ve ekonomik statüler tarafından yönetim şekli olarak belirlenir. Bundan sonra hak üzerinde büyük bir baskı belirmeye başlar. Derken kanunlar, ihtiyaçlar, dini vecibeler hak üzerinde değiştirilerek baskı unsurları haline getirilir.

Hakkın yok olması insanlar tarafındandır. Batılın yok olması ise Allah tarafındandır. Allah batılı bir nebi ile veya bir mümin ile yok eder. Batılın yok oluşu her zaman için elem verici bir şekilde gerçekleşmiştir. Peygamberler döneminde batılın önderleri yok edilmiştir. Eğer ki nebiler tarafından yok edilmemişse o batıl Allah tarafından bir felaket ile yok edilmiştir. Allah tarafından batıl yok olmaya mahkûmdur. Nihayetinde kıyamet de batıl ehli üzerine kopacaktır.

Günümüzde hak linç edilmektedir. Yazıyı kaleme almamdaki asıl amaç başörtüsü meselesidir. Başörtüsü Kur’an’da sabit bir emirdir. “Başlarını örtsünler ve örtülerini göğüslerinin üzerine doğru sarkıtsınlar.”(1) buyrulmaktadır. Aynı ayette daha açıklayıcı olarak; “Onlar ziynetlerini(2) açığa çıkarmasınlar ve ‘ayaklarını yere vurup(3)’da yürümesinler.” Denilmektedir. Kadın islam açısından sadece kocalarına ihsan edilen en değerli varlıktır. Kur’an’da başörtüsü farz kılınmıştır. Kur’an kadınların cinsel yönlerini ortaya çıkarmayacak davranışlarda bulunmasını emretmiştir. Bu sebeple ayaklarını yere sertçe basmaları dahi yasaklanmıştır. O zamanın kadınları ziynetlerini göstermek için ayaklarını sert vurur ve böylece göğüslerinin belli olmasını isterlerdi. Elbette ki şimdiki kadınlar çıplak geziyorlar, maalesef buna müslüman olan insanlar ses çıkarmıyorlar.

Başörtüsü şu anda yasal bir şekilde yasaklanmıştır. Ancak bu durum önce tabandan başlamıştır. Kimse tabandaki kararlığı görüp böyle bir davranışa giremezdi. Bizler kızlarımızın, kardeşlerimizin modernleşmesine! Ses çıkarmadık. Önce saçlarını açtılar, hoş karşıladık; sonra mini etek giydiler, hoş karşıladık. Nihayetinde Allah bunu hem isteyene hem istemeyene musallat etti. İsteyenler suçluydular, istemeyenlerse ses çıkarmadılar. Şimdi avrupada eşcinsel hakları var, satanist hakları var, ucube tarikatların hakları var. Bizim plajlarımızda kadınların çırılçıplak dolaşma hakları var. Fahişelerin genelevlerde yasal hakları var. Bunları saymakla bitiremeyiz. Biz iman edenler bu olaylara gözlerimizi yumduk, hatta bazıları hoşumuza gitti de onlardan faydalandık. Hak artık zail oldu denebilir.

Hakkın karşısında sapasağlam duran insanların duruşuna hayranım aslında. Onlar başörtüsünü ideolojik bir hareket olarak yorumladırlar ve bunu yasakladılar. Onlar açısından güzel bir gelişme. Daha sonra başörtüsü serbestîsi lafzedilmeye başlandığında hemen buna karşı çıktılar. Karşı çıkma sebepleri müslüman geçinenlere bir tokattan başka bir şey değil. Söyledikleri cümle şu: “mahalle baskısı”. Onlar başörtüsünün serbest bırakılması halinde başı açık olanların bir baskı altında kalacağını, duygusal yıkım yaşayacağını düşünüyorlar bu sebepten de örtünün yasak kalmasının devamlılığını istiyorlar. Aklıselim olan Müslümanların başlarını iki elinin arasına alıp uzunca düşünmesi gerekiyor. Bizler müslüman olarak dinimizin açık bir emrinin yasaklanmasına ses çıkarmadık. Başörtüsü yasaklandı sadece seyrettik. Ancak bunu yasaklayanlar mahalle baskısını dahi kabullenemiyorlar. Burada bir terslik yok mu?

Bu durumda kesin olarak söyleyebileceğimiz bir şey var. Batıl büyüdü ve hak zail oldu. Ne mutlu gariplere...

[1]



[1] 1: (24NUR/31)  2: Fiziki çekiciliğini. 3: Göğüslerin hareketi sebebiyle.[1]

Abdullah ERDEM

16 Kasım 2007 Cuma


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam21
Toplam Ziyaret5698
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.09192.0956
Euro2.81352.8185
Hava Durumu
Anlık
Yarın
32° 34° 19°
Saat
Takvim
Hoşgeldiniz...
Hoşgeldiniz... Sitemiz Nida Dergisi Çatısı Altında, Abdullah ERDEM' in şahsı adına kurulmuştur... İlgileriniz İçin Teşekkür Ederiz...
YAZARLAR İÇİN
Yazma merakı olanlar! Benim de yazım veya şiirim var diyenler! Nida dergisi size fırsat sunuyor. Ne tür yazıya sahip olursanız olun, bize iletişim sayfasından gönderdiğiniz takdirde, iki gün içinde yayımlıyoruz. Siz yazın biz yayımlayalım. Kendinizi geliştirmek ve yazarlar kervanına katılmak için size fırsat. yayınlanan yazılardan en çok yorum alan yazının sahibine bir adet güncel kitap hediye ediyoruz... 

Eserlerinizi Nida Dergisi'ne bekliyoruz...